Zahide…

11 Eki 2018 Per 10:16
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Mahmut KANMAZ

Bugününüzün dünden daha iyi geçmesini dileyerek, yazıma ve sözlerime başlamanın, hazzını duyuyorum sevgili arkadaşlarım…
Dün benim, 30 yıl kadar önce TRT’nin Dış Yayınlar Dairesi, Türkiye’nin Sesi Radyosu’nda başlayıp, Trabzon, Diyarbakır ve Erzurum Radyolarına uzanan bir radyo programcılığı sürecinden söz etmiştim.
15 yıla yakın aralıksız süren, hazırladığım bu programlardan birinin adı “Her Türküde Bin Duygu” idi. Burada, türkülerimizin öyküleri, insanın gözlerini yaşartan, acı dolu, sevgi dolu, buram buram köy kokulu, otantik hikâyeleri incelenmişti.
Bunlardan bir tanesini, gelin bugün hep birlikte yeniden anımsayalım. Görelim ki, Anadolu insanı, ne sevdalar yaşamış, ne acılara göğüs germiş ve ayrılığın acı şerbetini nasıl içmiştir kana kana…
Şimdi dayanın arkanıza ve sadece hayal edip, canlandırın gözünüzde lütfen…
Uzun havaya konu olan yer, Kırşehir Çiçekdağı’nın Orta Hacı Ahmetli Köyü…
Olay, bundan 100, belki de daha fazla yıl önce yaşanmış.
Arap Mustafa namıyla tanınan bir genç vardır köyde. Yiğit mi yiğit, mert mi mert, bir yağız delikanlıdır Mustafa… Tuttuğunu koparan, sözünün eri, mangal gibi yüreği olan, bir civanmerttir aynı zamanda. Ana ve babasını çok küçük yaşta kaybeder. Onun bunun yanında bu günlere gelir. Belki yoksuldur ama gururludur, kimseye minneti yoktur. Sağda-solda kazandığı üç-beş kuruşla idare eder. Hem zaten köylük yerde, ne kadar çok para harcayabilir ki insan. Karnını doyuracak iki lokma aşı, üzerini örtecek bir urbası varsa, tamamdır her şey. Mutludur, yaşama arzusuyla doludur yüreği…
Derken, aradan biraz zaman geçer ve Hacı Bürozadelerden Mehmet Ağa’nın yanında iş bulur kendine. Onun tarlasını tapanını sürer, hayvanlarını yayar Arap Mustafa. Üzerine yapışıp kalan, “Arap” lakabı da rahmetli babasından kalmıştır ona. Zira babası, düğünlerde “Koca Arap” oyunuyla ünlenmiş, her düğünün olmazsa olmazı olmuştur. Şenlendirirmiş düğünleri oynadığı, bu oyunla… Herkes çok severmiş onu. Ölünce de oğlu Mustafa’ya miras kalmış “Arap” lakabı… Nerden nereye…
Esmer sırım gibi yakışıklı bir delikanlı olan Mustafa’nın dikkatini bir kız çeker o ara… Sorar soruşturur kim ola diye. Ağanın biricik kızı olduğunu öğrenir. Adı da Zahide’dir. Henüz 15-16 yaşında, güzeller güzeli bir peridir Zahide. Gönlünü kaptırır ona. Ama ümitsiz bir aşktır onunkisi. Bilir ki, o basit bir ırgat, Zahide ise, köyün en zengini, Mehmet Ağa’nın sevgili kızı…
Olmaz der içinden. Bu sevda olamaz, hiç böyle bir kızı verirler miydi ona… Olmayacak duaya amin demek gibi bir şeydi onunkisi. Ama gel de bunu o seven yüreğe anlat.

Günler, aylar geçer ve Mustafa bir fırsatını bulur, Zahide’ye açar duygularını bir çeşme başında. Kız utanır, sıkılır önce. Ürkek ürkek etrafına bakınır bir gören var mıdır diye… Bir şey söylemez ama yok da demez. Çünkü o da haylidir Mustafa’yı beğenir. Hatta onu görünce pır pır eder yüreği. Küçük küçük sevdalanır o da Mustafa’ya. Ancak o da bilir ki, Mustafa gibi, bu işin yoktur oluru ve de mümkünü. Hemi de hiç yoktur.

Neyse, köye celp gelir ve alırlar Mustafa’yı askere. Askerlik değil de özlem zor gelir ona… 6 ay geçtiği halde, hiç haber alamamıştır Zahide’den. Fakat bir gün aynı birliğe, bir köylüsü gelir vatani görev için. Hoş beşten sonra, Mustafa duyduğu bir haberle, dünyası başına yıkılır. Nasıl yıkılmasın ki, biricik sevdiği, Zahide’yi başka birine vermişlerdir. Yakında da düğünü olacakmış… Ağlar, dövünür ama ne çare. O da oturur bir ağıt yakar. Yakar da dinleyenler neler çektiğini bilsinler ister.
Sazı elinde, sözler dilinde ve gözyaşları eşliğinde, kâğıda şunlar dökülür bir bir:

 

“Zahide’m kurbanım n’olacak halim
Gene bir laf duydum kırıldı belim
Gelenden gidenden haber sorarım
Zahide’m bu hafta oluyor gelin

Zahide’m kurbanım kurtar bu dardan
Baban anlamadı bizim bu haldan
Kekiline sürmüş kokulu yağdan
Derdin beni del’ediyor Zahide’m

Ziyaret’ten çıktım Cender’in özü
Kum gibi kaynıyor Zahide’min gözü
Aslını sorarsan esalet yerden
Hacı Bürolardan Mehmet’in kızı
Gurbet ellerinde esirim esir
Zahide’m kurbanım, hep bende kusur
Eğer baban seni bana verirse

Nemize yetmiyor el kadar hasır

 

Çiçekdağı’nda da hiç gitmez duman
Zahide’m kurbanım hallarım yaman
Yapamadım şu babayın gönlünü
Fakir diye bana vermedi baban

Anamdan doğalı çok çektim cefa
Şu yalan dünyada sürmedim sefa
Adımı, namımı soran olursa
Orta Hacı Ahmetli Arap Mustafa…”

 

Zahide de hiç mutlu değildir. İki gözü iki çeşme ağlar durur günlerce. Kime nasıl anlatır ki sevdasını. Bir tek can dostu, can arkadaşı, sırdaşı Fatik kız vardır yalnızca. O bilir onun acısını, onun yürek yangısını.
Günlerce dertleşirler ama bir çıkış yolu da bulamazlar. Derken, Zahide de bir şiir yazar ve okur onu Fatik’e, ağlaya ağlaya:

“Bu nasıl sevdaymış geldi başıma
Felek ağu kattı tatlı aşıma
Sevda çekenlere zor gelir gurbet
Gece gündüz elim kalkmaz işime
Aşağıdan sap kağnısı geliyor
Derdin beni elik elik eliyor
Kurbanlar olam Kara Mustafa’m
Babam beni yâd ellere veriyor

Arapoğlu derler gayetten atik
Gözleri kara da kaşları çatık
Git nazlı yardan bir haber getir
Bastığın yerlere kurbanım Fatik
Ağlayarak yayığımı yayarım
Yarim gitti günlerini sayarım
Çıkıp Büyüköz’e mendil sallasa
Islık çalsa, ıslığını duyarım”

Coşkuna da deli GÖNÜL coşkuna
Aşkından Zahide döndü şaşkına
Sensiz edemiyom nazlı civanım
N’olur bi yol görün, Allah aşkına…”

 

Evet, onlar belki erememişler muratlarına, bizler de çıkamayacağız kerevetine…
Ama böylesi büyük ve ümitsiz sevdalar da yaşanmıştır bu topraklarda. Nice sevgilere kucak açmış, nice gözyaşlarına tanıklık etmiştir, çileli Anadolu’muz.
Umarız Arap Mustafa ve Zahide de ahirette kavuşurlar birbirlerine…
Hepsinin mekânları cennet olsun diyoruz.
Rahmetli Neşet Ertaş hocanın da, çok güzel yorumladığı, bu ağıt türü uzun havanın öyküsünün anlatımıyla, böylece geldik bugünkü yazımızın da sonuna… Tekrar birlikte oluncaya kadar, yüreğinizden sevgi ve yüzünüzden tebessüm, hiç ama hiç eksik olmasın…
Kalın sağlıcakla değerli arkadaşlarım.

 

Benzer Haberler

ALTIN Vatandaş yastık altındaki tonlarca altınını çıkarıp satmış. “Kim aldı”ya gitmiştir!…...

Yorum 
0

Metin MERCİMEK “YİYECEĞİNİ KÖTÜLEYEN KİŞİNİN SOFRASINDA YEMEK YEME.” (Çerkez...

Yorum 
0

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, Konuşma; insanın, hemcinslerine meramını anlatabilme özelliğidir....

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

ALTIN Vatandaş yastık altındaki tonlarca altınını çıkarıp satmış. “Kim...

Kilis’in Bilinmeyen Yemek Çeş...

Metin MERCİMEK “YİYECEĞİNİ KÖTÜLEYEN KİŞİNİN SOFRASINDA YEMEK...

Dile Hâkimiyet, Sahibini Yüceltir

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, Konuşma; insanın, hemcinslerine meramını...

Zeynep…

Mahmut KANMAZ Günleriniz mutlu ve umutlarınız bereketli olsun derken, tekrar...

HAZAN MEVSİMİ

Buğulu gözlerin oldum esiri Dil söylemez oldu bakışıyoruz Gençlik kâsesinden...

YAĞMUR

En güzel sesi sorsalar? Yağmur sesi, derim. Uzun zamandır, O sese hasretim....

Kilis nüfusu 5 bin kişi arttı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), “Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi...

“Haksız rekabet yapanlara para ceza...

Kilis Valisi Dr. Mehmet Tekinarslan, “Kamu hizmetleri ile piyasa koşullarında...

Kilis Adliyesi’ne tercüman al...

Kilis Adliyesi’ne ihtiyaç duyulacak dillerde tercüman bilirkişiler görevlendirilecek....

DEAŞ sanığı 6 yabancı uyrukluya hap...

Kilis’te terör örgütü DEAŞ üyesi oldukları iddiasıyla yargılanan,...

Köy temsilcileriyle tanışma ve isti...

Kilis AK Parti İl Başkanı Av. Murat Karataş, köy temsilcileriyle tanışma...

Minikler kütüphaneyle tanıştı

Kilis’te minik öğrenciler, İl Halk Kütüphanesi’ni ziyaret etti....

El yıkamanın önemi uygulamalı anlat...

Kilis’te 15 Ekim Dünya El Yıkama Günü nedeniyle düzenlenen programda, TOKİ...

Çadırda eğitim gören öğrencileri zi...

Kilis İl Milli Eğitim Müdürü Muhammet Şahinkaya. Fırat Kalkanı Operasyonu...

Kadına karşı şiddet arttı [ASAYİŞ T...

Kilis’te iki ayrı olayda kadınlara karşı şiddet uygulandı. Ekrem Çetin...

Kilis’te evde çıkan yangın korkuttu...

Kilis’te bir evin damında çıkan yangın kısa sürede söndürüldü. Edinilen...

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

BALIK Balık, kalbin dostuymuş. Tabi yerken, alırken değil!… *** RAPOR...

Kilis’in Bilinmeyen Yemek Çeş...

Metin MERCİMEK “YEMEK YAPMAK, SANATLARIN EN GÜZELİ VE KUSURSUZUDUR. BEŞ...