Dolar 33,0268
Euro 35,9571
Altın 2.554,17
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 35°C
Parçalı Bulutlu
Kilis
35°C
Parçalı Bulutlu
Cts 35°C
Paz 35°C
Pts 36°C
Sal 36°C

Yavuz Selim 500 Yıl Önce Mercidabık’ta Ne Mi Yaptı?-2

Yavuz Selim 500 Yıl Önce Mercidabık’ta Ne Mi Yaptı?-2
A+
A-
25.08.2016
395
ABONE OL

Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

GÖKDENİZ’DE CEVABI VERİLMEMEMİŞ BİR SUAL

Ahmet Barutçu “Bir Zaferi Şanına Layık Olarak Kutlamalıyız” diye yazdı Kilis Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Adnan Kızıltoprak’ın sahibi, Kifayet Bahadırlıoğlu, Hasan Şahmaranoğlu, Avni Keçik, M. Münip Münipoğlu, Şinasi Çolakoğlu ve Seyfettin Başcıllar’ın yayın kurulunda görev aldığı Gökdeniz Dergisinin ilk sayısında (24 Ağustos 1991). Ahmet Barutçu bu yazısında şöyle diyordu: “Böylesine tarihsel bir olaya tanık olan Kilis’te Mercidabık Zaferi’ni basit bir şekilde kutluyoruz. Kutlama törenlerinin gittikçe önemini kaybetmesi de dikkatlerden kaçmıyor! Neden zafer gününü zaferi kazananlara layık şekilde kutlamayalım?”

Bu sorunun cevabı maalesef hala verilmiş değil. Gökdeniz’de aynı ıstırabı aynı duyarlılıkla Dr. Mehmet Münip Münipoğlu da dile getiriyor.

Gökdeniz’de Şevket Ayçin Yavuz Sultan Selim Han’a seslenirken şöyle diyordu:

 

Bir altın çağ yaşattın yüce şanlı millete,

Mekânın cennet olsun, minnet borcu hizmete.

Alev saçan bakışlar buyurdu: Gelsin atım!

Can borcum var millete, feda olsun rahatım.

Titretirken ovayı binlerce nalın sesi,

Karşıda Memlukların kesilmişti nefesi.

Zafer denilen peri yuva yapmış gönlünde,

“El aman” dedi düşman, Türk’ün gücü önünde!

Bildim ki koca hünkâr bir bulunmaz cansın sen,

Mercidabık aslanı Sultan Selim Hansın Sen!

 

Ahmet Rahmi Atan’ın “Ey marekeler mucidi ey şanlı ova” diye başlayan Mercidabık şiiri 40 yıl sonra Gökdeniz’de yeniden yayınlanıyor.

Aynı isimle bir başka şiir de Ahmet Nuri Ulusoy’un “Tam dört asır önce de / Birçok büyük ülkede / Kâinatı titreten / Türk’ü anmak günüdür / Çaldıran Ovası’nda / Savaşın ortasında / Kılıcını parlatan / Şanı anmak günüdür / Mercidabık yerinde / Dünyaları ürperten /  Türk gücünü yükselten / Hanı anmak günüdür / Şehir ve köy kardeştir / Hem civanmert sırdaştır / Yurdu için can veren / Eri anmak günüdür / Türk ulusu var olsun / Yurdu cennet bağ olsun / Ayrı gayrı gideni / Burdan kovmak günüdür / Fransız işgalinde / Evi barkı yanan köy / Kahramanlık yönünde / Seni anmak günüdür.”

İSTANBUL KİLİS POSTASI YANINDA BİR ZEYTİN DALI

Necati Çakır’ın İstanbul Kilis Kültür ve Eğitim Vakfı adına sahibi olduğu İstanbul Kilis Postası’nın (15 Ağustos 1994) bu sayısının kapağında Mercidabık Zaferi’nin 478. Yıldönümü kutlaması haber yapılmış, Yahya Efe, Şinasi Çolakoğlu, Ahmet Barutçu, Mehmet Münip Münipoğlu makaleleriyle konuyu değerlendiriyorlar. Ortak yaklaşımda ise tarihi gerçekliliği yanında kutlamanın bir günlük şenlikle değil, zafer haftası olarak büyük bayram biçiminde programlanması gereği üzerinde duruluyor. Ancak 22 yıl sonra da (2016) insanlarımız hâlâ değişen bir şey olmadığını görüyor.

Muhsin Salihoğlu’nun Kilis Kültür Derneği Kilis Şubesi adına sahip ve yazı işleri müdürü olarak gözüken Zeytin Dalı daha birinci yılının ikinci sayısında (Ağustos 1994) Mercidabık’ı kapağına taşıyor. Mavi zemin üzerindeki harita kapakta Balık suyu ile Sinnep Suyu ortasında kalan Til Habeş yerleşim birimi arasından bugün için Suriye toprakları içinde kalan Kefergani, Kelcebrin, Dabık, Halep Arığı ve Bahire Gölü’ne kadar kırmızı oklarla akıncıların savaş nizamı ve stratejisi gösterilmeye çalışılmış. Üç hilalli Osmanlı Cihan Devleti Bayrağı da mavi zemin üzerinde ihmal edilmemiş.

“Mercidabık Nedir?” başlıklı açıklamada şöyle deniyor:

“Mercidabık, eskiden Kilis ilçesi sınırları içinde bir ovanın adıydı. 1921 Türkiye-Fransa Antlaşmasından sonra Suriye sınırları içinde kaldı Kilis. 476 yıl önce (1994’e göre) ve bu savaş sonrasında hızla kentleşti, Mercidabık köyden, kente geçişimizdir. Bu nedenle kutluyoruz.” İddiası yer alıyor!

Derginin konuyla alakalı tek yazısı ise Şinasi Çolakoğlu’nun Mercidabık ve Kilis başlıklı yazısı.

VATAN YOLUNDA NAM ALMAK

Zeytin Dalı’nın Nisan-Mayıs-Haziran(1995) sayısının arka kapağında Yavuz Sultan Selim’in son karargâhı Til Habeş Yavuzlu Köyü Mercidabık Savaşı’nda tarafların Türk Osmanlı, Türk Memluk İmparatorluğu olarak kimlikleri yansıtılıyor. Buna göre; Memluk Devleti 1250 yılında Mısır toprakları üzerinde kurulmuş, asker sayısı 426 bin, bunun 80 bini Mercidabık Savaşı için getirilmiş. Devlet statüsü olarak seçimle iş başına gelen Sultan, ölünceye kadar saltanatını sürdürüyor. Sultan kendisini seçen ümerasının eğilimlerin dikkat etmek zorundadır. Melik’ül Eşref Sultan Seyfüddin Kanshuhün Guuri Min Baydardi Memlukların Sultanıdır ve 66 yaşındadır. Türkçe, Farsça ve Arapça bilen Kıpçak boyundan ve Kafkasya’dan göç eden bir ailenin çocuğu olan Sultan ayrıca müellif ve tefsir bilginidir.

Osmanlı Cihan Devleti 1299 yılında Anadolu toprakları üzerinde kurulmuştur. Ordusu kapıkulu devşirme yeniçeriler ve sipahi askerlerinden oluşuyor. Mercidabık’taki Osmanlı asker sayısı ise 70 bin.

Zeytin dalı bu sayısında yine Şevket Ayçin’in “Selimnamesi”ni yayınlıyor. Şöyle ki:

 

Sultan Beyazıt Han oğlu Sultan Selim Han’ız biz,

Gazi erenler önderi bir arslan-ı cihanız biz,

Pençe-i kahrımızda arslanlar titreşir amma;

Gahi, aşık-ı nalanın gözyaşında nihanız biz!

Gazayı yeğ tutarız sümbül saçlı dilberden,

Nam alırız bu yolda, çün ehl-i vatanız biz!

Yükselir tuğlarımız arşıâlâya kadar,

Mazlumun kılıcıyız, zalime biamanız biz!

Vatan aşkıyla çarpar er göğsündeki yürek,

Dosta kıvanç veririz, düşmana figanız biz.

Sadelik ve tevazudur en büyük şiarımız,

Mülke hizmet yolunda göğsü pür imanız biz!

Nola ölümlüyse vücud, ukbaya yol göründüyse,

Namımız dillerde gezer, gönüllerde mihmanız biz.

 

MERCİDABIK İÇİN ÜZERİNDE ÇALIŞILMIŞ BİR DERGİ

Yavuzlu Mercidabık Dergisi (1998) İ. Hakkı Cannacar, Abdurrahman Şeref Yananlı, Ahmet Barutçu, Sefer Demir, M. Abdülhamit Tektuna ve Hasan Şahmaranoğlu yönetimindeki yayın kurulunun gayretleriyle yayınlanmış. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel dergiye gönderdiği mesajda, “Mercidabık Zaferi, milletimizin, hilafet makamını ve sorumluluğunu uhdesine aldığı Hicaz seferi için önemli bir adım teşkil etmiştir. Bu suretle, yüce dinimizin doğduğu mukaddes toprakları da içine alan geniş bir coğrafyada uzun yıllar adalet, barış ve huzur hâkim olmuştur” deniyor.

Kilis Valisi H. Güner Özmen de yazısında özetle şunları aktarıyor: “Bugün Osmanlı Devleti’nden ayrılarak bağımsız devlet kurmuş ve aynı kültür ve aynı inanç birliği içinde olduğumuz milletlerle ticaret ve sanayi alanında yapacağımız işbirliğinin, bölgenin kalkınmasına ve halklarımızın refah seviyesinin yükselmesine ve dünya barışına hizmet edeceği inancını taşıyoruz.” Vali Özmen bu mesajıyla barış ve birliğe dikkat çekerken, ayrıca A. Şeref Yananlı ve Sefer Demir’e bir röportaj vererek, bölgede çıkartılan petrol konusunu anlatıyor.

Birinci hamur 50 sahifelik dergide Yavuzlu Beldesi Belediye Başkanı İsmail Hakkı Cannacar beldenin tarihi konumunun önemine binaen Sultan Selim’in adını taşıyan Yavuzlu’nun ilçe olmasının ehemmiyetini aktarıyor.

Tarihçi İlhan Bardakçı’nın Tarihten Bugüne adlı köşesinden Özlediğimiz Zafer; Mercidabık’ın Perde Arkası adlı bir yazısı iktibas edilmiş. Yavuzlu’nun Tarihi’ni konu eden Şair Mehmet Nacar Helenistik çağda ve İslamlık döneminde Yavuzlu’yu anlatırken bir de şiiri yayınlanmış. Şiir şöyle;

“Bıyıkları çenesine ulaşan / Türk Ulusu Yavuz Sultan Selim Han / Kır atına atladı İstanbul’dan/ Mahmuzladı kıratını, koşturdu / Hareminde yalnız kaldı huriler / Arkasında akıncılar, çeriler / Renkli renkli, dalga dalga sürüler / En önde de mehteran ki, coşturdu / Dulkadir’in hesabını gördüler / Mercidabık Ovası’na vardılar/ Kölemen’i ilk orada vurdular/ Peşinden de Kahire’ye koşturdu/  At üstünde susuz geçti Sina’dan / Ridaniye önlerinde yeniden / Kölemen’i ezdi geçti, aniden / Kahire’nin kapısını açtırdı / Arabistan şahı giydi karalar / Yemen emirini tuttu, saralar / Cenk etmeden bize kaldı oralar / Umman Denizi’ne yelken açtırdı.”

(Devam edecek)

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.